top of page
DEMODE SİYAH LOGO_edited.png

Neye Bakmıştın?

Boş arama ile bulunan sonuçlar

Ürünler (12)

Hepsini Görüntüle

Blog Yazıları (12)

  • 925 (Nine To Five)

    925 (nine to five) klasik çalışma düzenine karşı provokatif bir klip. müzik & video bana ait. 2023 yazı. her şeyden bıktığım bir bahar mevsiminden sonra, üzerimde bir iş bulma baskısıyla birlikte kendi yaratıcılığımın tıkandığı bir noktada buldum kendimi. bir yandan kendime saçma sapan işler ararken diğer taraftan da kendi yaratıcılığımı körükleyip bundan bir iş edinme telaşındaydım. birkaç başvuru ve yalanla dolu CV’lerle geçen bir aylık sürecin sonunda kendime bir iş buldum. online görüşmeler, olmadığım kalıplara girmek ve ‘’kurumsal’’ kalabilme uğruna kendimi her yönden kısma endişesi, içimde bir saldırganlık uyandı. hem kendimin bu ‘’sıkıştırılmış’’ versiyonuna hem de bu dayatmaya karşı. sözlerinden de anlaşılır, 925’ta tam bu süreçte doğan bir müzik ve klipti. evde online görüşmelerden yola çıkarak babamın takımını giydim, bilgisayarın karşısına geçtim ve rahatsız edici bir tonda kendi kendimi kaydetmeye başladım. ne yaptığımdan pek emin değildim, çekelim ve sonuçta neler yapabiliriz onu görelim istedim biraz. müzik ve sözden önce biraz klibin görsel dilinden bahsetmek isterim: süper bir kurumsallık, çekici bir plaza hayatı ve aynı zamanda da kendi klasik görsel anlatımlarım. biraz gece hayatı biraz şehir, ışıklar, bozulmalar ve yüksek kontrastlar falan. video akışına baktığımızda ise başlangıçta ekran karşısında daha çekingen ve gerçekten de zorlama bir şekilde, tıpkı bir iş görüşmesindeymişim gibi sıkıldığımı görebilirsiniz. ‘’ i can’t waste my time’’ diyerek de bu ‘’925’’ düzenin içinde bulunmak istemediğimi defalarca belirtiyorum. klip sonu el hareketleriyle ise sanki bilinçaltım tarafından bunu destekliyorum. bunu çok sonradan fark ettim tabii. müzikal bakalım: yavaşlatılmış DnB, bolca distortion, tozlu bass’lar... buradaki drum pattern’da asıl değinmek istediğim bir taraf var, o da sesleri çeşitli efektlerle bozarak sanki elimde birkaç bozuk para sallıyormuşum gibi bir ses üretmeye çalıştım. çünkü hepimiz bu düzende biraz ‘’just wasting time for a little dime’’ dimi? aralarda da az buçuk duyuyorsunuzdur, değişik bir ses var. teyzemin sesi. ‘’görüntü çok güzel’’ diyor. ironik bir yaklaşım: bir sanatçı olarak kendini üretmektense, sıkışıp tükettiğin ortamlarda ucuz bir miktara vaktini satmak. gerçekten de çok güzel bir görüntü. fakat bunu kabul etmiyoruz. bence yaratıcıysan biraz da saldırgansın bazı koşullarda. bence yani. kendimin bu tarafını özellikle anladığım bir proje oldu 925. hem ilk klibim olmasıyla hem de görsel anlatımı ve o dijital duruşuyla hala insanlara göstermekten hoşlandığım bir iştir kendisi. bu arada hala o saçma sapan işimdeyim. umarım çok yakında istifamı vereceğim. full time artist olacağım bekleyin beni. yaratıcılığınız sizi kurtaracak. muah.

  • Köklerine Sahip Çık

    Alternatif Sesler: Elektro Hafız Nerden geldiğimi çoktan söyledim. Peki nasıl seslerden beslendiğimden bahsetmiş miydim?  Beni fazlasıyla heyecanlandıran Alternatif Sesler  serimin ilkine hepiniz hoşgeldiniz. Kreatif eylemlerin arasındaki bağın gücüne taparak, günlük süreçte dinlediğim şarkıları ürettiğim işlerle fazlasıyla bağdaştırıyor, aynı zamanda onlardan güç alıyorum. Muğlalı bir kökle aksi zor olacağından, saz sesine hasretim hep biraz. Her insanda ve şehirde gizli de olsa biraz arabesklik varsa onu arayıp bulmayı amaçlıyorum. İşte tam da bu noktada asıl konuya varıyoruz. Kim bu Elektro Hafız? " Elektro Hafız " bana kalırsa tek bir kalıba sığdırılmak için fazla şey yapıyor. İspanya'da sadece 60'lı ve 70'li yılların kayıtlarını tekrardan plak olarak yayınlayan Guerssen  adlı şirket tarafından temsil edilen sanatçımız 70'lerin Anadolu Rock ve Psychedelic müzik akımlarından etkilendiğini belirtiyor ve bağlama başta olmak üzere geleneksel türk motiflerini elektronik dokularla inanılmaz bir şekilde bir araya getirip beni kısa bir süre içerisinde fanı haline getirmeyi başarıyor. " Varyete " albümüyle tanıştığım Elektro Hafız Almancadan Fransızcaya birçok dilde arabesk olarak nitelendirebileceğimiz büyük yaylı orkestrası partisyonları ile 80'lerin arabesk ambiyansını yansıtırken bana kalırsa kendi ülkemizde bile değeri yeterince bilinmeyen bu türü dünyanın her bir köşesine taşıyor. Kendisi Köln’de yaşıyor ama Berlin, Paris, İstanbul, Kopenhag, ve Brüksel’i de sık sık turluyor. Aklınızda bulunsun! İşte tam olarak bu sesleri dinlerken benim için de "Eski-Şehir" serisi oluşuyor. Keyfi çekilmiş fotoğraflar olarak başlayan bu proje en sevdiğim sokaklardan size bir seçki sunarken, zaman - mekan arasındaki silikleştirici etkiyi parlatıyor. Söz değil de kafa uçar, görsel kalır bence. Siz de bu görselleri incelerken "L'amour A Deux Doigts" şarkısının size eşlik etmesine izin verin. Hem biraz edepsiz hem de geleneksel bu şarkıyla hem kendinize hem de köklerinize sahip çıkın! Eskişehirde gezin herkese benden selam söyleyin. Keçi'de de bir kahve içmeyi sakın unutmayın!

  • Baudrillard ve Sahte İkona

    “İmge dört evreden geçer: Gerçekliğin temel bir yansımasıdır, Temel gerçekliği maskeler ve bozar, Bu gerçekliğin yokluğunu gizler, Herhangi bir gerçeklikle bağı kalmaz: kendi saf simülakrı olur.” — Jean Baudrillard, Simulacra and Simulation, University of Michigan Press, 1994, s. 6. (Türkçe çeviri) İmgelerin anlamı köreldikçe, onlar aracılığıyla kurguladığımız gerçeklik de çürümeye yüz tutar. Artık eski kudretine sahip olmayan gerçeklik hasta yatağındayken, imgeler, sağlığı fazlasıyla yerinde bir adamı simüle ederler. Sonunda gerçeklik ölürken imge, ceset kokusunu unutturacak bir tiyatro peşinde koşmaktadır. Bu şov zamanla öylesine inandırıcı ve ikna edici bir hal alır ki, seyirci bir aralar yaşamış bir gerçekliğin varlığını bile unutur. Baudrillard’a göre bu, simülasyonun son evresidir. Soruyorum öyleyse, simülasyon hayatımızı bütünüyle ele geçirdiyse, kendini ebediyen çoğaltarak yeniden ürettiyse, ve eğer ölmüş gerçekliğin yerini almakta başarılı olduysa, artık olmayanı saklamaya gerek var mıdır? Eskiden olanın olmuşluğu unutulunca onu arayan kimdir? Gerçeğin yokluğu bile fark edilemez bir haldeyken eksikliğini hisseden nasıl kalabilir? Geçmişte fetişleştirilen, göklerde istirahat eden yüce fikirlerin yeryüzündeki temsilleri olduğuna inanılan imgeler, veya formlardı. Bunlar, Tanrı’nın tasviri olup insanlara doğrusal bir yol işaret ediyorlardı. Bu yol bir yere değil, anlamın kendisine çıkan bir çizgi görevi görüyordu. İsa’nın, örneğin, Bizans ikonalarında tasvir edilişi birinci derece simülasyondu. Birinci derece, yani Temsiliyet: hakikatin sadık bir biçimde yansıtılmasıydı. İnsanlar Yüce’ye bu imgeler üzerinden ulaştıklarına inanıyorlardı. Tarihin akışı ise dünden bugüne, bugünden yarına bir anlam taşıyıcılığı üstleniyordu. Dönemlere ayrılmış, devrimlerin, galibiyetlerin ve yenilgilerin iz sürdüğü bir anlayıştan söz etmek mümkündü. Ne değişti sonra? Kim çaldı kapıyı? Anne, ben bakıyorum dedi insan ve kapı deliğinden kendini gördü. Bir elinde tırpanıyla gerçekliği o öldürmüştü: Tanrı ölünce beraberinde gerçekliği de götürmüştü. Kendi temsillerimizle yarattığımız yokluk karşısında içimizi bürüyen çaresizlik, dermanını bu cinayetin üstünü daha fazla temsil ile örtmeye çalışmakta buldu. “Gerçekliği temsil etmek onu öldürmektir.” - Baudrillard Gerçek son nefesini verdiğinde ise zamanla unutuldu. Aşkınlığın yerini insanaltı düzeyde işleyen alışkanlık kodları aldı. Zaman hızlandı fakat yönünü kaybetti: Yoğunlaşmış, boş bir karadelik gibi doğrusal gidişatın yerini her şeyin “şimdi”de tüketimi aldı. Eskiden Tanrı’nın dünyadaki iz düşümü olduğuna inanılan İsa ve Meryem tasvirlerinin kendileri bile, yerini kendinden öte bir anlama işaret etmeyen çoğaltılmış İsa meme’lerine ve Virgin Mary  baskılı crop-top’lara bıraktı. Eski tasvirler kopyalanamaz, kendine münhasır eserler olarak görülürken, günümüz imgeleri tüketim çarkını döndüren partiküllerden birisi olarak, diğer elementlerden yalnızca mikro-detaylar ile ayrışan, vazgeçilebilir ve sınırsızca çoğaltılabilir unsurlar olarak yerlerini aldılar. Tarih, geçmişteki olayların dramatize edilmiş bir gösteri-tarih tekrarı, iktidar, muhalefetin varlığı ile karar alma yetisi olduğunu yutturmaya çalışan simülakrlara indirgenerek yok olmuşlardı bile… “Simülasyon artık bir coğrafyanın, bir referans varlığın ya da bir özün simülasyonu değildir. Kökeni ve gerçekliği olmayan, modeller yoluyla üretilen bir gerçeklik; yani hipergerçekliktir.” - Baudrillard Bu çalışmam birinci derecede simülasyonun (Temsil) kendini dördüncü derece simülasyona (Simülasyon) verme sürecinin popüler dini imgeler üzerinden çizilmiş bir portresi olarak ele alınabilir. Enjoy :)

Hepsini Görüntüle

Diğer Sayfalar (11)

  • E01 Kayıt Formu | DEMODE

    Kim Olduğunu Sanıyorsun Sen? Etkinliği Kayıt Formu DEMODE Hakkında DEMODE, genç yaratıcıların fikirlerini özgürce paylaşabildiği, düşünmeyi ve birlikte üretmeyi merkeze alan kolektif bir ifade alanıdır. Hızlı, yüzeysel ve tekrar eden içeriklere karşı; zamana yayılan, tartışmaya alan açan ve birlikte düşünerek şekillenen üretim biçimlerini önemsiyoruz. Dijital bir platform olarak başlayan DEMODE, bu atölyeyle birlikte ilk kez fiziksel bir buluşma ve kolektif üretim alanı açıyor. “Kim Olduğunu Sanıyorsun Sen?” atölyesi, DEMODE’nin sadece içerik üreten değil; bir araya gelen, düşünen ve birlikte üreten bir topluluk olma isteğinin ilk fiziksel adımı. Etkinlik Hakkında “Kim Olduğunu Sanıyorsun Sen?”, paylaşımı deneyim aktarmak yerine bireylerin içinde bulundukları ilişkiler ağındaki konumlarını fark etmeleri ve kimliklerini bu ağın içkin bir parçası olarak yeniden düşünmeleri için bir araç olarak ele alan bir tartışma ve kolektif üretim atölyesidir. Atölyede yürütülen paylaşım ve tartışma süreci, katılımcıların nerede durduklarını, hangi yapılar içinde şekillendiklerini ve bu yapıların üretimleriyle nasıl kesiştiğini görünür kılmayı amaçlar. Bu süreç aracılığıyla, yaratıcıların ve sanatçıların üretimleri ile benlikleri arasındaki ilişkinin temsilden ibaret olmadığı; belirli konumlar, gerilimler ve eşitsizlikler üzerinden kurulduğu araştırılır. Etkinlik, tanışma ve sohbet odaklı bir ilk oturumla başlar. Moderasyon eşliğinde; kimliğin hangi baskılar, beklentiler ve sınırlar içinde şekillendiği, “tüm bunlara rağmen kim olmaya çalıştığımız” üzerine birlikte dururuz. İkinci oturumda ise gün boyunca konuşulanlar, paylaşılanlar ve üretilenler müşterek bir üretim sürecine dönüşür. Atölye, müşterekliği farklı pozisyonların yan yana gelerek birbirini dönüştürdüğü bir alan olarak ele alır ve böyle, katılımcıların konumları üzerinden, müşterek üretimin yeni imkânları birlikte aranır. Bu atölye bir ders, seminer ya da terapi alanı değildir. Katılımcılardan yalnızca paylaşmaya açıklık ve birlikte üretmeye istekli olmaları beklenir. Günün sonunda ortaya çıkan iş, süreci görünür kılmak için 37B mekânında bir hafta boyunca sergilenecektir. Etkinlik Bilgileri Tarih: 7 Şubat 2026 Saat: 13.00 – 18.00 Mekan: 37B, Ankara Kontenjan: 15 kişi ile sınırlıdır Katılım: Ücretsizdir Kimler Katılabilir? Bu atölye; kimlik, aidiyet, ifade ve kolektif üretim konularına ilgi duyan, düşünmeye ve birlikte üretmeye açık herkese yöneliktir. Belirli bir disiplin ya da teknik bilgi beklenmez. Çizim, yazı ya da görsel üretim deneyimi şart değildir; sürece dahil olma ve birlikte üretme isteği yeterlidir. Ad* Soyad* E-posta* Telefon* Kendini bir kaç cümle ile tanıtır mısın?* (Şu an neyle uğraştığın, hayatının hangi döneminde olduğun gibi.) Bu atölyeye başvurmak istemenin ana sebebi ne?* (Seni buraya getiren motivasyonu merak ediyoruz.) Eklemek istediğin bir şey var mı? (Burada bize söylemek istediğin, önemli bulduğun herhangi bir şey olabilir.) Dikkat etmemiz gereken bir beslenme tercihin ya da alerjin var mı? Etkinlik sırasında küçük atıştırmalıklar ve içecekler olacaktır. Atölye süresince fotoğraf ve video çekimi yapılacaktır. Bu kayıtların, DEMODE’nin sosyal medya hesapları ve iletişim materyallerinde kullanılmasına onay veriyorum.* Evet, onaylıyorum Hayır, onaylamıyorum Not: Paylaşımlar, etkinliğin belgeleme ve tanıtım amacıyla kullanılacaktır. Bu etkinliği nereden duydun?* Instagram Arkadaş/tanıdık 37B Diğer Gönder

  • Zemin | DEMODE

    yaratıcı ifade için yeni bir zemin genç yaratıcılar için fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri güvenli bir topluluk ve ifade alanıdır. DEMODE, bu alanı seninle birlikte şekillendirerek yaratıcılığını paylaşman için bir zemin sunar. Yeni içeriklerimiz yakında seninle! BİZİ INSTAGRAM'DA TAKİP EDİN!! @demode_tr Load more BİR PLATFORMDAN DAHA FAZLASI Burası, Türkiye’nin genç yaratıcıları için fikirlerini özgürce paylaşabilecekleri güvenli bir topluluk ve ifade alanıdır. Demode, bu alanı seninle birlikte şekillendirerek yaratıcılığını serbest bırakman için bir ZEMİN sunar. Daha fazlası? BİZİ INSTAGRAM''DA TAKİP ET!! @wix Daha Fazla Yükle

  • İletişim | DEMODE

    Bize Ulaşın!! Ad Soyad* Email* Mesaj* Telefon Gönder Bize Ulaşın!! Ad Soyad* Email* Mesaj* Telefon Gönder Haber Bültenimize Abone Olun! Yeni içerikler, özel etkinlikler ve ‘Bu Hafta Ne Kaçırdın?’ özetleri doğrudan mail kutunda. İlk sen öğren, yaratıcı dünyaya bir adım önde katıl! Email* Evet, abone olmak istiyorum! Submit Haber Bültenimize Abone Olun! Yeni içerikler, özel etkinlikler ve ‘Bu Hafta Ne Kaçırdın?’ özetleri doğrudan mail kutunda. İlk sen öğren, yaratıcı dünyaya bir adım önde katıl! Email* Evet, abone olmak istiyorum! Submit

Hepsini Görüntüle

Forum Mesajları (3)

Hepsini Görüntüle
bottom of page