Neye Bakmıştın?
Boş arama ile bulunan sonuçlar
Blog Yazıları (12)
- Baudrillard ve Sahte İkona
“İmge dört evreden geçer: Gerçekliğin temel bir yansımasıdır, Temel gerçekliği maskeler ve bozar, Bu gerçekliğin yokluğunu gizler, Herhangi bir gerçeklikle bağı kalmaz: kendi saf simülakrı olur.” — Jean Baudrillard, Simulacra and Simulation, University of Michigan Press, 1994, s. 6. (Türkçe çeviri) İmgelerin anlamı köreldikçe, onlar aracılığıyla kurguladığımız gerçeklik de çürümeye yüz tutar. Artık eski kudretine sahip olmayan gerçeklik hasta yatağındayken, imgeler, sağlığı fazlasıyla yerinde bir adamı simüle ederler. Sonunda gerçeklik ölürken imge, ceset kokusunu unutturacak bir tiyatro peşinde koşmaktadır. Bu şov zamanla öylesine inandırıcı ve ikna edici bir hal alır ki, seyirci bir aralar yaşamış bir gerçekliğin varlığını bile unutur. Baudrillard’a göre bu, simülasyonun son evresidir. Soruyorum öyleyse, simülasyon hayatımızı bütünüyle ele geçirdiyse, kendini ebediyen çoğaltarak yeniden ürettiyse, ve eğer ölmüş gerçekliğin yerini almakta başarılı olduysa, artık olmayanı saklamaya gerek var mıdır? Eskiden olanın olmuşluğu unutulunca onu arayan kimdir? Gerçeğin yokluğu bile fark edilemez bir haldeyken eksikliğini hisseden nasıl kalabilir? Geçmişte fetişleştirilen, göklerde istirahat eden yüce fikirlerin yeryüzündeki temsilleri olduğuna inanılan imgeler, veya formlardı. Bunlar, Tanrı’nın tasviri olup insanlara doğrusal bir yol işaret ediyorlardı. Bu yol bir yere değil, anlamın kendisine çıkan bir çizgi görevi görüyordu. İsa’nın, örneğin, Bizans ikonalarında tasvir edilişi birinci derece simülasyondu. Birinci derece, yani Temsiliyet: hakikatin sadık bir biçimde yansıtılmasıydı. İnsanlar Yüce’ye bu imgeler üzerinden ulaştıklarına inanıyorlardı. Tarihin akışı ise dünden bugüne, bugünden yarına bir anlam taşıyıcılığı üstleniyordu. Dönemlere ayrılmış, devrimlerin, galibiyetlerin ve yenilgilerin iz sürdüğü bir anlayıştan söz etmek mümkündü. Ne değişti sonra? Kim çaldı kapıyı? Anne, ben bakıyorum dedi insan ve kapı deliğinden kendini gördü. Bir elinde tırpanıyla gerçekliği o öldürmüştü: Tanrı ölünce beraberinde gerçekliği de götürmüştü. Kendi temsillerimizle yarattığımız yokluk karşısında içimizi bürüyen çaresizlik, dermanını bu cinayetin üstünü daha fazla temsil ile örtmeye çalışmakta buldu. “Gerçekliği temsil etmek onu öldürmektir.” - Baudrillard Gerçek son nefesini verdiğinde ise zamanla unutuldu. Aşkınlığın yerini insanaltı düzeyde işleyen alışkanlık kodları aldı. Zaman hızlandı fakat yönünü kaybetti: Yoğunlaşmış, boş bir karadelik gibi doğrusal gidişatın yerini her şeyin “şimdi”de tüketimi aldı. Eskiden Tanrı’nın dünyadaki iz düşümü olduğuna inanılan İsa ve Meryem tasvirlerinin kendileri bile, yerini kendinden öte bir anlama işaret etmeyen çoğaltılmış İsa meme’lerine ve Virgin Mary baskılı crop-top’lara bıraktı. Eski tasvirler kopyalanamaz, kendine münhasır eserler olarak görülürken, günümüz imgeleri tüketim çarkını döndüren partiküllerden birisi olarak, diğer elementlerden yalnızca mikro-detaylar ile ayrışan, vazgeçilebilir ve sınırsızca çoğaltılabilir unsurlar olarak yerlerini aldılar. Tarih, geçmişteki olayların dramatize edilmiş bir gösteri-tarih tekrarı, iktidar, muhalefetin varlığı ile karar alma yetisi olduğunu yutturmaya çalışan simülakrlara indirgenerek yok olmuşlardı bile… “Simülasyon artık bir coğrafyanın, bir referans varlığın ya da bir özün simülasyonu değildir. Kökeni ve gerçekliği olmayan, modeller yoluyla üretilen bir gerçeklik; yani hipergerçekliktir.” - Baudrillard Bu çalışmam birinci derecede simülasyonun (Temsil) kendini dördüncü derece simülasyona (Simülasyon) verme sürecinin popüler dini imgeler üzerinden çizilmiş bir portresi olarak ele alınabilir. Enjoy :)
- kıyafet.
hayatı boyunca herkesin giydiği kıyafetler ve stil tercihleri hem değişen trendlerle beraber hem de kendini daha çok tanıdıkça değişir. ben genelde tüm stil değişimlerimde bir spesifik kıyafete çok takıyorum ve tüm tarzımı kıyafet parçasına göre şekillendiriyorum. bu içerikte de bu kıyafet parçalarının benim o andaki hislerimi nasıl ifade ettiğini ve nasıl benim mental değişimimin görsel olarak bir yansıması olduğunu anlatmaya çalıştım.
- İncir Ağacının Altında: Nilsu Demirel
Lokal Sanatçılar Serisi Vol.II Sanat, yalnızca bir ifade biçimi midir, yoksa insanın kendini bulma yolculuğunun bir parçası mı? Kimi zaman, sanatçılar için bir sığınak, belleklerini korudukları bir alan, kendilerini dünyaya anlatmanın en doğrudan yolu olur. Nilsu Demirel için sanat, hem anılarını arşivleme biçimi hem de kişisel bir ifade aracı. Ankara merkezli genç multidisipliner sanatçı ve grafik tasarımcı, ilk kişisel sergisi Retrospective Echoes: Sylvia Plath ile izleyicileri hem kendi iç dünyasına hem de edebi bir mirasın tekrar adlandırılırmasına davet ediyor. Sanatla Büyümek ve Kendini Keşfetmek Sanatla yapmayla tanışma, kimi zaman içgüdüsel bir dürtüden doğan süreçtir. Yaratma, anlamdırma ve ifade ihtiyacı. Nilsu, baleden piyanoya kadar farklı sanat dallarını denemiş olsa da en büyük tatminliği görsel sanatlarda bulmuş. Çocukluğundan beri duygularını sanat yoluyla anlamaya çalışan Nilsu, anılarını kaybetmeme ve onları en saf halleriyle hatırlama kaygısıyla yaratmaya devam ediyor. “Duygularımı istifliyorum. Bir daha 18, 19 ya da 23 olmayacağım. Bir daha bu insanla bu anda aynı hissi yaşayamayacağım. Aynı şekilde hissetmeyeceğim çünkü her deneyim, bir önceki veya bir sonrakiyle değişip bambaşka bir hâl alıyor.” Üniversiteye başladığında ise bir duraksama yaşıyor. AMER (Amerikan Kültürü ve Edebiyatı) öğrencisi olarak akademik dünyada kendine dair şüpheler duymuş. “Yanlış yerde miyim?” sorusuyla boğuştuğu dönemlerden geçmiş. “AMER okumayı uzun zamandır kendime bir lanet gibi görüyordum. Bu bölümde olmaktan mutlu değilim diye düşünüyordum.” Kitap Kapağı, Billy Budd Ancak zamanla, bu akademik eğitimin ona sağladığı avantajları fark etmeye başlamış. Edebiyat arkaplanı görsel sanat formları ile edebiyat, tarih ve siyaset arasında yeni bağlantılar kurmasına yardımcı olmuş. Aidiyetini sorguladığı okulda aldığı dersler, kavramsal düşünme becerilerini geliştirerek disiplinlerarası çalışabilmesine olanak sağlamış. Bu da onun sanat pratiğinde daha bilinçli ve eleştirel bir perspektif geliştirmesine olanak tanımış. Multidisipliner bir bakış açısıyla üreten sanatçılar için, tek bir alanda sıkışıp kalmamak büyük bir özgürlük sunuyor. Nilsu, bu “lanetin” onu sınırlandırmasına izin vermeyerek, edebiyat geçmişiyle sanatsal pratiğini harmanladığı bir ifade dili oluşturmuş kendine. Onun için sanat, yalnızca görsel bir anlatım değil, aynı zamanda kuramsal derinliğe de sahip olan bir bağlamda dönüşmüş. Sanatta Yolunu Bulmak: İlham, Üretim Sancıları ve Kendini Keşfetmek Sanat, yalnızca süreçlerin çıktısı değil; duyguların, deneyimlerin ve insanlarla kurulan bağların bir yansıması. Ancak bu süreçler de her zaman akıcı ilerlemiyor. Sanatçılar, hem kendi iç dünyalarıyla hem de dış dünyanın dayattıklarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Nilsu için bu mücadele, reklam ajanslarında çalıştığı dönemde yoğunlaşmış. Fikirlerini özgürce beyan etmek yerine, fikirlerinin ticari kaygılarla 'projeleştiğini' görmek ona birçok düşüncesini sorgulatmış. “Orada çalışırken kendimi çok küçük bir piyon olarak hissettim. Çalışmaların hiçbirinin ruhu yoktu, hiçbiri ben değildi, hiçbiri sanat değildi.” Sanatın kaynağı ise insanın kendi hikâyesinde saklı. Nilsu için ilham, en çok insanlarla kurduğu ilişkilerden, bağlantılardan ve hayatın içindeki küçük detaylardan geliyor. Romantik ya da arkadaşlık ilişkileri, onun sanatını besleyen en güçlü unsurlardan biri. İnsanların farkında olmadan içine sıkıştıkları düşünce kalıplarını görmek, ortak deneyimler paylaşmak, duyguların en derinlerine inmek… Tüm bunlar onun yaratıcı ifadesinde yer ediniyor. “Günün sonunda kötü bir deneyim yaşasam da, üzgünlük ve hayal kırıklığı hissetsem de, o his bana bir şeyler çağrıştırıyor ve günün sonunda bir forma dönüşmek istiyor.” Ancak sanatçılar için en büyük zorluklardan biri de üretim sürecinin kendisi. Bazen ilham ne kadar yoğun olursa olsun, onu hayata geçirmek o kadar zor olabiliyor. İnsan, yaratma arzusunu bilinçsizce sabote edebiliyor. Mükemmeliyetçilik, kendine duyulan güvensizlik ya da başkalarıyla kıyas yapma alışkanlığı, yapmanın önündeki en büyük engellerden. Geleneksel Kolaj Çalışması Bu noktada, başkalarının üretimlerini görmek Nilsu’nun hem en büyük ilham kaynağı hem de zaman zaman en büyük düşmanı haline geliyor. Sergiler, müzeler ve online arşivler kadar sosyal medya da onun için bir keşif alanı. Instagram, TikTok, Pinterest gibi platformlar, farklı sanatçılarla karşılaşmasını sağlıyor. Ancak buradaki sonsuz içerik akışı, bir yandan ilham verirken bir yandan da sanatçıyı kendi üretimini sorgulamaya itiyor. Özellikle yaratıcı sürecin başındakiler için bu, “Ben asla bu kadar iyi olamam.” hissini tetikleyebiliyor. Nilsu, bu döngüyü kırmanın yolunu bulmuş: “Başkalarının çalışmlarına bakarken kendimi kıyaslamak yerine, onlardan ilham almayı seçiyorum. Onların arka planlarını bilmiyorum; hangi zorluklardan geçtiklerini, ne fırsatlarla buraya geldiklerini bilmiyorum. Benim hikâyem farklı, onlarınki de öyle. O yüzden elimdeki imkanlarla en iyisini yapmaya odaklanıyorum.” Sanat, ilhamın korkuya değil harekete dönüşmesini gerektiriyor. Nilsu için bu, kendini ve duygularını özgürce keşfetmek, onları bir biçime dönüştürmek ve en önemlisi, kendi yolunda ilerlemek anlamına geliyor. “Retrospective Echoes: Sylvia Plath” Sergisi: Edebiyat ve Görsel Sanatın Buluşması Bir yazarın kelimeleri bir sanatçının imgeleriyle yeniden canlandığında ortaya ne çıkar? Retrospective Echoes , tam da bu sorunun peşine düşüyor. Sylvia Plath’in eserlerinden ilham alarak oluşturulan bu sergi, kimlik arayışı, ruhsal değişimler ve insanın kendi varoluşuyla hesaplaşmasını merkezine alıyor. Grafik tasarım, fotoğraf ve kısa film gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiği sergi, Plath’in dünyasını yeni bir görsel anlatıya dönüştürüyor. Nilsu’nun Plath’e olan ilgisi yalnızca edebi bir hayranlık değil. Onun melankolisi, varoluş sancıları ve kendini ifade etme çabası, Nilsu’nun iç dünyasında güçlü bir yankı buluyor. Plath’in yazılarında kelimeler nasıl bir terapi aracıysa, Nilsu için de sanatı aynı işlevi görüyor. Kendi duygularını kaydetme, saklama ve dönüştürme ihtiyacı, onu bu sergiyi yaratmaya iten en büyük motivasyonlardan biri. Serginin en dikkat çeken bölümlerinden biri, Plath’in Sırça Fanus romanındaki ‘ İncir Ağacı Alegorisi ’ nin temsilleştirilmesi. Plath’in, hayatındaki sayısız ihtimal arasında karar veremediği için hiçbirini gerçekleştiremeyişini anlattığı bu metafor, Nilsu’nun kendi kaygılarıyla birebir örtüşüyor. Geleceğe dair belirsizlikler, seçim yapmanın ağırlığı ve zamanın acımasız ilerleyişi… Tüm bunları sanat yoluyla ifade etmek için Nilsu, fotoğraf ve kısa filmi bir araya getirdiği güçlü bir anlatım dili kullanıyor. Bu anlatımın en önemli unsurlarından biri, kısa film. Kısa filmde, Nilsu’nun yakın arkadaşı ve ses mühendisi Arda Güral’ın katkılarıyla, sesin anlamı ve etkisi ön plana çıkarılıyor. Film, izleyiciye yalnızca işitsel değil, görsel olarak da yoğun bir deneyim sunuyor. Plath’in içsel çatışmalarını yansıtan fısıltılar, yankılanan kelimeler ve sessizlik anları görsellerle birleşince sanatçının zihnindeki kararsızlığı seyirciye hissetiriyor. Fotoğraf serisinde ise, incir ağacının metaforik anlamı somut bir forma bürünüyor. Çeşitli kimliklere bürünmüş bireylerin portreleri -bir sporcu, bir yazar, bir eş, bir editör- Plath’in bahsettiği sonsuz olasılıkları temsil ediyor. Bu görsellerin yanında, filmden baskı yapılmış ve kurutulmuş incir yaprakları sergileniyor. Yapraklar, karar veremediğimizde solup kaybolan ihtimalleri simgelerken, film baskıları da bu anları dondurarak bir nevi zamanın izlerini koruyor. Serginin Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleşmesi, ona ek bir anlam katıyor. Üniversite, yalnızca bir sergi alanı değil, kimlik arayışlarının en yoğun yaşandığı bir mekan olarak serginin içeriğiyle doğal bir bağ kuruyor. Yirmili yaşlardaki öğrenciler, Plath’in metinlerinde kendilerini buluyor ve Nilsu’nun sanatı aracılığıyla bu duygulara yeni bir perspektiften bakma şansı yakalıyor. “Benimle benzer kimlik krizlerinden geçen, benzer kaygıları taşıyan insanlarla bir aradaydım,” diyor Nilsu. “Çıkış noktası kişiseldi ama bu hisler sadece bana ait değil. Bunları yaşayan tek kişi ben değilim.” Kişisel bir sorgulamayla başlayan bu sergi, kolektif bir deneyime dönüşüyor. Kaygılarımız, seçimlerimiz ve varoluşsal sancılarımız yalnızca bizi değil, çevremizdeki insanları da şekillendiriyor. Retrospective Echoes , Plath’in dünyasını sanatsal bir dille genişletirken, izleyiciyi metnin ötesinde çok duyulu bir deneyime davet ediyor. Edebiyat ve sanat, böylece yalnızca bir ilham kaynağı olmaktan çıkıp, bireysel ve kolektif bir yüzleşme alanına dönüşüyor. Oyun Alanı Nilsu, sanatı keşif ve oyunla iç içe bir süreç olarak görüyor. Onun için sanat, katı kurallar ve kesin doğrular yerine, denemelerle şekillenen bir alan. Kendini sanatçıdan çok bir oyuncu olarak görmesi, farklı disiplinleri bir araya getirmesinin de temel nedeni. Grafik tasarım, fotoğraf, video ve tipografi gibi alanları iç içe kullanması, bu yaklaşımın doğal bir sonucu. “Tasarımda bir dile sahip olmak istiyorsan, denemekten korkmamalısın. Hatalar sürecin bir parçası. Hem sanat hem de tasarım için geçerli bu. Oyun oynamalısın. Hepsi, bir mesajı iletmek için kullandığın oyuncaklar.” Bu yaklaşımı, serginin yapısına da yansıyor. Nilsu, izleyicinin pasif bir gözlemci olmaktan ziyade, sergi alanında gezindikçe kendi anlamlarını oluşturabileceği bir deneyim yaşamasını istiyor. Onun için sanat, yalnızca bir sonuç değil, sürecin kendisiyle de anlam bulan bir varlık. Sanatın Yol Gösterici Gücü Sergi, Nilsu için sadece sanatsal bir başarı değil, aynı zamanda bir kendini keşfetme süreci. Geleceğe dair net bir planı olmasa da, sanatın ona rehberlik ettiğini biliyor. “Şu an Sylvia Plath ile aynı noktadayım. Önümde birçok incir var ve hangisini seçeceğimi bilmiyorum. Aynı anda hepsi olmak istiyorum ve hiçbir şey olmak istemiyorum. Ama bu süreçte, sanatla var olduğumu bir kez daha anladım.” Belki de sanatın en büyük gücü burada yatıyor: Kesin yanıtlar vermek yerine, insanı düşünmeye, sorgulamaya ve keşfetmeye teşvik etmek. Nilsu’nun hikayesi, sanatın yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bir kişisel ifade biçimi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Diğer Sayfalar (10)
- Forum | DEMODE
Bunun nasıl çalıştığını görmek için sitenizi yayınlayın ve canlı sitenize gidin. Tüm Mesajlar Gönderilerim Giriş / Kaydol Sıralama: En Yeni Tüm Kategorileri Takip Et Zeynep Timur Demode Forum’a Hoş Geldin! Selam! Demode Forum’a adım attın, ne güzel ki buradasın. Burası, yaratıcılığınla bir iz bırakabileceğin bir yer; kendi alanını bulmak, yeni ilhamlar keşfetmek ve birlikte bir şeyler yaratmak için buradayız. Yalnızca fikirlerinle değil, enerjinle de bu topluluğa katkı sağlıyorsun. Demode Forum, seni 2 0 yorum 0 26 Eki 2024 Beğen 0 yorum Yorum Yaz Zeynep Timur Forum Kuralları !!! Demode Forum’a hoş geldin! Burası, yaratıcı fikirlerin özgürce paylaşıldığı, destekleyici bir topluluğun buluştuğu alan. Burada güzel bir ortam yaratmak için basit kurallarımız var: 1. Saygılı Ol - Sıfır Tolerans • Burada hakarete, küfüre ve nefret söylemine sıfır tolerans var. Bu tür bir davran 2 1 yorum 1 28 Eki 2024 Beğen 1 yorum Yorum Yaz Forum - Frameless DEMODE FORUM Demode Forum’a hoş geldin! Burası, yaratıcılığını serbest bırakabileceğin ve senin gibi düşünenlerle buluşabileceğin alan.
- Hakkımızda | DEMODE
Biz Kimiz? Demode, Türkiye’deki sanatçı, tasarımcı ve yaratıcı gençler için bir paylaşım ve buluşma noktasıdır. Ancak kendimizi sadece bir platform olarak değil, yaratıcılığı cesaretle kucaklayan, özgünlüğü destekleyen ve birlikte şekillendirip inşa edebileceğimiz bir zemin olarak görüyoruz. Her bireyin kendi ifadesini özgürce yansıtabileceği, sınırları belirlenmemiş güvenli bir alan yaratmayı hedefliyoruz. Neden Varız? Yüzeysel ve hız odaklı içeriklerle dolu bir dünyada, yaratıcılığı yeniden derinleştirmek ve anlam kazandırmak için buradayız. Duyguların, düşüncelerin ve empati kurmanın yaratıcı süreçteki önemini vurguluyoruz. Aynı zamanda, bireyselleşmenin arttığı bu çağda, birbirini destekleyen bir topluluğun gücüne inanıyoruz. Hissetmek, düşünmek ve yaratmak için bir nefes alma alanı sunmak; beraber oluşturacağımız bir topluluk için zemin yaratmak için varız. Ne Yapıyoruz? Demode, yaratıcı bireylerin seslerini duyurmalarını ve kendilerini özgürce ifade etmelerini destekler. Trendlerden bağımsız, içten ve özgün üretimlerin merkeziyiz. Forumlarımızla fikirlerin buluştuğu, içeriklerimizle yaratıcı ifadelerin okurlar ve üreticiler arasında bağ kurduğu bir köprü oluşturuyoruz. Bireysel yaratıcılığı toplumsal bir dönüşüme bağlayan , ilham veren bir ekosistem olmayı amaçlıyoruz. Biz Kimiz? Demode, Türkiye’deki sanatçı, tasarımcı ve yaratıcı gençler için bir paylaşım ve buluşma noktasıdır. Ancak kendimizi sadece bir platform olarak değil, yaratıcılığı cesaretle kucaklayan, özgünlüğü destekleyen ve birlikte şekillendirip inşa edebileceğimiz bir zemin olarak görüyoruz. Her bireyin kendi ifadesini özgürce yansıtabileceği, sınırları belirlenmemiş güvenli bir alan yaratmayı hedefliyoruz. Neden Varız? Yüzeysel ve hız odaklı içeriklerle dolu bir dünyada, yaratıcılığı yeniden derinleştirmek ve anlam kazandırmak için buradayız. Duyguların, düşüncelerin ve empati kurmanın yaratıcı süreçteki önemini vurguluyoruz. Aynı zamanda, bireyselleşmenin arttığı bu çağda, birbirini destekleyen bir topluluğun gücüne inanıyoruz. Hissetmek, düşünmek ve yaratmak için bir nefes alma alanı sunmak; beraber oluşturacağımız bir topluluk için zemin yaratmak için varız. Ne Yapıyoruz? Demode, yaratıcı bireylerin seslerini duyurmalarını ve kendilerini özgürce ifade etmelerini destekler. Trendlerden bağımsız, içten ve özgün üretimlerin merkeziyiz. Forumlarımızla fikirlerin buluştuğu, içeriklerimizle yaratıcı ifadelerin okurlar ve üreticiler arasında bağ kurduğu bir köprü oluşturuyoruz. Bireysel yaratıcılığı toplumsal bir dönüşüme bağlayan , ilham veren bir ekosistem olmayı amaçlıyoruz. DEMODE TAKIMI Biz Kimiz? Demode, Türkiye’deki sanatçı, tasarımcı ve yaratıcı gençler için bir paylaşım ve buluşma noktasıdır. Ancak kendimizi sadece bir platform olarak değil, yaratıcılığı cesaretle kucaklayan, özgünlüğü destekleyen ve birlikte şekillendirip inşa edebileceğimiz bir zemin olarak görüyoruz. Her bireyin kendi ifadesini özgürce yansıtabileceği, sınırları belirlenmemiş güvenli bir alan yaratmayı hedefliyoruz. Neden Varız? Yüzeysel ve hız odaklı içeriklerin dünyasında, yaratıcılığı derinleştirmek ve anlam kazandırmak için buradayız. Duyguların, düşüncelerin ve empati kurmanın önemini vurguluyoruz. Bireyselleşen bu çağda, destekleyici bir topluluğun gücüne inanıyoruz. Hissetmek, düşünmek ve yaratmak için bir nefes alma alanı sunmak; beraber oluşturacağımız bir topluluk için zemin yaratmak için varız. Ne Yapıyoruz? Demode, yaratıcı bireylerin seslerini duyurmalarını ve kendilerini özgürce ifade etmelerini destekler. Trendlerden bağımsız, içten ve özgün üretimlerin merkeziyiz. Forumlarımızla fikirlerin buluştuğu, içeriklerimizle yaratıcı ifadelerin okurlar ve üreticiler arasında bağ kurduğu bir köprü oluşturuyoruz. Bireysel yaratıcılığı toplumsal bir dönüşüme bağlayan , ilham veren bir ekosistem olmayı amaçlıyoruz. Demode Takımı Zeynep Timur Kurucu Ortak & İçerik Üreticisi Zeynep, yirmilerinde kendini keşfetme, öğrenme ve sevme yolunda olan bir yazarımız. Bu yolculuğun sadece kendine özgü olmadığını, birçok genç gibi onun da benzer kaygılar ve düşünceler içinde olduğunu biliyor. İlişkiler, gelecek kaygısı, mükemmeliyetçilik ya da yaratıcı bir süreçte kaybolmak gibi dertlerini paylaşarak yalnız olmadığını hissetmekten mutluluk duyuyor. Kendisi, diğer insanlardan ilham alan biri. Çevresindeki sanatçı ve tasarımcılarla besleniyor ve onları keşfederken başkalarına da ilham olmayı hedefliyor. Bu yüzden, röportajları ve sanat dünyasından içerikleriyle Demode'de sıklıkla karşınıza çıkacak. Yaratıcı toplulukların bir araya geldiğinde ne kadar güçlü olduğunu biliyor ve Demode’yi böyle bir alan olarak görüyor. İç mimarlık mezunu olsa da kendini hiçbir zaman tek bir kimlikle sınırlamaktan hoşlanmıyor. Saatlerce YouTube’da ev turu izlemek, arkadaşlarıyla sokakta içmek, orta yaşlı kadınlarla beraber grup pilates derslerinde bulunmak ve hala(!!) One Direction dinlemekten keyif alıyor. Demode’de yazılarını paylaşmak için ise fazlasıyla heyecanlı. Mustafa Çağlak Kurucu Ortak & Kreatif Danışman Mustafa, henüz yirmilerinin başlarında; hem doğduğu topraklardan biraz uzak hem de oraya ait biri. Aynı zamanda mimarlık arka planından geliyor. Mimarlığı kimi zaman daha şiirsel kimi zaman daha literal; ama her zaman toplumsal bir mesele olarak ele alıyor. Bu mesele üzerine çalışmak ise ortaya yeni fikirler atmak ya da yoktan var etme çabasından oldukça uzak. Süreci de ürünü de kendinden öncekilerin yeniden kompozisyonu olarak görüyor. Bunun başlıca metodunu ise sorular sormak olduğunu düşünüyor. Soruların cevabını bulmak için değil; daha soruyu oluştururken düşünce akışında bir hikmet olduğuna inanıyor. "Neler mümkün?" diye merak ediyor. Soru sorduğu alanlar hem maruz kaldığı hem de ilgi duyduğu alanlarından oluşuyor. Bunlar ise mimarlık tarihi, kentsel konular, mimarlık-sanat arakesiti; moda, giyim ve biraz da pop müzikten oluşuyor. Bu şeyleri anlamak için de okumaya, yazmaya, çizmeye, dikmeye ve yapmaya meraklı. İhtimaller havuzunda boğulmamak için, daha pragmatik bir bakış açısıyla: bu alanları ve farklı insanları birleştirerek yeni amalgamlar ortaya koymayı amaçlıyor. Bu ihtimalleri artırabilmek için de burada! Eylül Esmer İçerik Üreticisi Eskişehir’in çok yönlülüğü, sanata açık yapısı ve sokaklarını saran grafitilerle büyüyen Eylül, tasarım yolculuğuna bu kabullenici kültürel çevrenin etkisiyle adım attı. Hikayesine, küçük ama komün bir şehir olan Eskişehir’in sokaklarında başlaması, onun kelimelerle görsel bir bağ kurmasına neden oldu ve bu tutkuyu tipografiyle birleştirerek güçlü hikayeler anlatmaya yöneltti.Sokakların hisleri ve anıları barındırdığına dair inancı, onu bu sanat formuna derin bir şekilde bağladı. Eylül, kelimelerin taşıdığı güce inanıyor ve bu gücü görselleştirerek insana hislerini sorgulatan tasarımlar yaratmayı hedefliyor. Çalışmalarında modern ve geleneksel arasındaki ince çizgide dolanmaktan keyif alıyor ve kültürün zenginliğini araştırarak bu değerleri evrensel bir perspektifle yeniden yorumluyor. Günlük hayatın içinde saklı kalan, fark edilmeyecek kadar küçük izleri parlatmak, onun sanat pratiğinin temel taşlarından biri. Tipografi dışında kolaj, illüstrasyon ve farklı görsel sanat dallarında da çalışmalar yapan Eylül, farklı materyalleri ve teknikleri bir araya getirerek özgün bir disiplinlerarası dil yaratıyor. Her bir projesinde, zıtlıkların uyumundan beslenerek estetik ve anlam arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Müzik ve fotoğraflardan ilham alan Eylül, tasarımlarında kişilik, duygular, hisler ve insan üzerindeki etkilerini merkezine alarak, izleyiciyi derin bir düşünsel yolculuğa davet ediyor. Ona göre sanat, yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda insanın kendi içinde gizli kalmış yaralarını sarmanın bir yolu. Tasarımlarında kullandığı bu çok yönlü yaklaşım, her projeye yeni bir hikaye ve derinlik katmayı amaçlıyor. Sanatın dönüştürücü gücünü, sadece bireysel ifadeyle sınırlı bırakmıyor; aynı zamanda izleyiciyi kendi duygularıyla ve anlam arayışlarıyla yüzleştiren bir araç olarak kullanıyor. Her yeni projede, izleyiciyi hem bireysel hem de kolektif hikayelerin bir parçası yapmayı hedefliyor. Bahar Öztürk İçerik Üreticisi Bahar, kökleri mimarlık disiplinine dayanan multidisipliner bir sanatçı. Çalışmalarında, modern ve analog teknikleri bir arada kullanarak müzik, psikoloji ve mekan ile kimlik arasındaki sosyo-politik dinamikleri sorguluyor. Müzik bağımlılığının tehlikeli bir noktaya geldiği bir dönemde, şu an müziksiz hareket edebilmenin yollarını keşfetmeye çalışıyor. Underground müzik sahneleri, sanatının önemli bir ilham kaynağı. Bu sahnelerdeki özgün atmosfer ve sesler, sadece bir izleyici olarak değil, bir yaratıcılık aracı olarak da şekil veriyor. Sinemaya olan ilgisi ise odasından çıkmadığı çocukluk yaşlarında hayatı öğrenme aracı olarak başladı. Sanat pratiği; dışlanmışlık, direnç ve dayanışma gibi temalar üzerinden toplumsal yapıları ve gerçekliği sorguluyor. Fotoğraf, karışık medya ve metni bir arada kullandığı deneysel düzenlemeleriyle, hem bireysel hem de kolektif aidiyetin, özgürlüğün ve görünürlüğün nasıl şekillendiğini yeniden düşünmeye çağırıyor. Bahar, sanatın ve tasarımın gücünü kullanarak, bu yapıları ele almanın ve kendini bulmanın ve ifade etmenin çeşitli yollarını arıyor. Yaratıcı süreçlerinde, geleneksel ve çağdaş sınırlar arasındaki ince çizgiyi zorlayarak, hem içsel hem de toplumsal katmanlarda bir keşif yapmayı hedefliyor. Fazıl Özel İlişkiler ve Kimlik Koordinatörü İzmir’de doğan ve insanların yaratıcılığını izleme şansını fazlasıyla bulan Fazıl, sanatçıların ve onların yaratıcılığını herkese anlatabilmeyi amaçlıyor. Toplum ve sanat arasındaki köprünün daha güçlü olması gerektiğini düşündüğü bir zamanda yaşamak istiyor ve bu süreçte DEMODE’yi en iyi şekilde tanıtacağını düşünüyor. DEMODE’de sanatın birleştirici özelliğiyle size kurumsal olmayan ama etkili bir marka anlayışını sunmayı hedefliyor. Ege Safi İçerik Üreticisi Ege, görsel bir düşünür olarak kendini en otantik biçimde ifade edebilmek için imgesel anlatılara başvuruyor. Ankara merkezli bir fotoğraf sanatçısı olan Ege, öncelikli olarak konsept çekimlere ilgi duyuyor. Fikirlerin zihnine hızlı ve esrarengiz dalgalar halinde geldiğini söylüyor. Bu nedenle, görüntülerin kendisini ondan daha iyi tanıdığına inanıyor. Bu, bir bakıma imgelerin, kişinin özüne en sadık ifade biçimi olduğunu ve hatta kişinin kendisine dürüst olabileceğinden bile daha gerçek olabileceklerini ortaya koyuyor. Ege’nin temel araştırma alanı insan arzusu ve ızdırabı. Yolculuğuna, kendisi üzerinde deneyler yaparak başlıyor. Acı ve neşe hissetmenin benzersiz yollarını kendi üzerinde inceleyerek insan olma halinin bütünselliğine ulaşmayı hedefliyor. Nihayetinde, bireyden yola çıkılarak gidilen her yolun insanlığın evrensel zeminine açılan kapılar olduğunu kendisine ve çevresine hatırlatmayı umuyor. Ege, şu anda Bilkent Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği okuyor. Ancak tutkusu, daha çok görsel sanatsal ifadeye, özellikle konsept fotoğrafçılığına yöneliyor. Sanatsal yolculuğunu, kurgu üretmeye duyduğu yoğun ilgiden dolayı film dünyasında da sürdürmek istiyor. Duru Kanımtürk İçerik Üreticisi Duru, Bilkent Üniversitesi Mimarlık Bölümünden yeni mezun olmuş, potansiyel bir mimar ve "sanatçı"dır. Organik formlu mimariye ve biomimikriye özel bir ilgi duymakla birlikte, asıl tutkusu çeşitli sanat dallarında kendini ifade etmektir. Yağlı boya, akrilik ve kil gibi medyumlarla çalışarak sapmış perspektifler kullanır ve hikayeleştirdiği sahneleri çalışmalarına yansıtır. Bazı kişiler tarafından "iğrenç ve rahatsız edici" olarak tanımlanabilen işleri, çirkinlikteki potansiyeli incelemeyi ve görünür kılmayı amaçlar. Aynı zamanda koyu bir doku istifçisidir. Küçüklüğünden beri çevresindeki dokuları fark eder, onları fotoğraflar ve fiziksel olarak biriktirir. Bu doku koleksiyonu, hem sanatsal üretiminde hem de mimari yaklaşımlarında ilham kaynağı olurken fotoğrafçılık pratiklerini geliştirmesine de katkı sağlar. Duru, modaya da büyük bir ilgi duyar. Maksimalist kombinlerine yakışacak kıyafetler tasarlayarak stilini ifade eder. Yaratım süreçlerinde cesur ve deneysel bir tutum benimseyen Duru, hem izleyiciyi hem de kendini duygusallığa ve sorgulamaya davet eder. Aras Bayraktar İçerik Üreticisi Akışkan, titiz ve melodramatik. Aras’ı binlerce kelime arasından süzüp çıkarabileceğiniz üç ipucu belki, ama hiçbir zaman tamamı değil. Aslen klişe bir İstanbul, Kadıköylü olarak şu an ODTÜ, Ankara'da endüstriyel tasarım lisansı üzerine çalışıyor. Tipografi meraklısı, alternatif müzik bağımlısı ve kitap kurdu olan Aras, tasarımı, müziği, söz yazarlığını, fotoğrafı, videoyu, kolajı, çizimlerini harmanlıyor ve kendi niş dokunuşunu katıyor. Giydiği her parçada, yazdığı her kelimede, çizdiği her çizgide ve çaldığı her notada bir düşünülmüşlük gizli. Sanatı, müziği ve sözleri -onun gibi bir estet için- adeta diğer uzuvları gibi. Tasarımcı kimliğinden süzülen bir sanat anlayışıyla kuralların etrafında dönmeyi, farklı yöntemleri birbiriyle örtüştürmeyi ve farklı dünyaları bir kolajda toplamayı seviyor. Biçim ve tür kaygısı yok, kalıba koysanız da dökülüyor. Hayatındaki duygusal uçları, toplumdaki uyumsuz hissini kimi zaman piyano, gitar ve sesiyle; kimi zaman sivri ve akışkan formlarıyla tasarımlarında ifade ediyor. Çocukluğundan beri üretim onun gündelik bir refleksi; ancak artık bu üretimi izole alanlardan çıkarıp insanlarla, ilişkilerle ve genişleyen dünya perspektifiyle örmeye çalışıyor. Bu kolaj vari üretim biçimiyle bireysel sesini kolektif hikayeler olarak yankılatmak için geliyor. Zeynep Timur Kurucu Ortak & İçerik Üreticisi Zeynep, yirmilerinde kendini keşfetme, öğrenme ve sevme yolunda olan bir yazarımız. Bu yolculuğun sadece kendine özgü olmadığını, birçok genç gibi onun da benzer kaygılar ve düşünceler içinde olduğunu biliyor. İlişkiler, gelecek kaygısı, mükemmeliyetçilik ya da yaratıcı bir süreçte kaybolmak gibi dertlerini paylaşarak yalnız olmadığını hissetmekten mutluluk duyuyor. Kendisi, diğer insanlardan ilham alan biri. Çevresindeki sanatçı ve tasarımcılarla besleniyor ve onları keşfederken başkalarına da ilham olmayı hedefliyor. Bu yüzden, röportajları ve sanat dünyasından içerikleriyle Demode'de sıklıkla karşınıza çıkacak. Yaratıcı toplulukların bir araya geldiğinde ne kadar güçlü olduğunu biliyor ve Demode’yi böyle bir alan olarak görüyor. İç mimarlık mezunu olsa da kendini hiçbir zaman tek bir kimlikle sınırlamaktan hoşlanmıyor. Saatlerce YouTube’da ev turu izlemek, arkadaşlarıyla sokakta içmek, orta yaşlı kadınlarla beraber grup pilates derslerinde bulunmak ve hala(!!) One Direction dinlemekten keyif alıyor. Demode’de yazılarını paylaşmak için ise fazlasıyla heyecanlı. Mustafa Çağlak Kurucu Ortak & Kreatif Danışman Mustafa, henüz yirmilerinin başlarında; hem doğduğu topraklardan biraz uzak hem de oraya ait biri. Aynı zamanda mimarlık arka planından geliyor. Mimarlığı kimi zaman daha şiirsel kimi zaman daha literal; ama her zaman toplumsal bir mesele olarak ele alıyor. Bu mesele üzerine çalışmak ise ortaya yeni fikirler atmak ya da yoktan var etme çabasından oldukça uzak. Süreci de ürünü de kendinden öncekilerin yeniden kompozisyonu olarak görüyor. Bunun başlıca metodunu ise sorular sormak olduğunu düşünüyor. Soruların cevabını bulmak için değil; daha soruyu oluştururken düşünce akışında bir hikmet olduğuna inanıyor. "Neler mümkün?" diye merak ediyor. Soru sorduğu alanlar hem maruz kaldığı hem de ilgi duyduğu alanlarından oluşuyor. Bunlar ise mimarlık tarihi, kentsel konular, mimarlık-sanat arakesiti; moda, giyim ve biraz da pop müzikten oluşuyor. Bu şeyleri anlamak için de okumaya, yazmaya, çizmeye, dikmeye ve yapmaya meraklı. İhtimaller havuzunda boğulmamak için, daha pragmatik bir bakış açısıyla: bu alanları ve farklı insanları birleştirerek yeni amalgamlar ortaya koymayı amaçlıyor. Bu ihtimalleri artırabilmek için de burada! Fazıl Özel İletişim ve Kimlik Koordinatörü İzmir’de doğan ve insanların yaratıcılığını izleme şansını fazlasıyla bulan Fazıl, sanatçıların ve onların yaratıcılığını herkese anlatabilmeyi amaçlıyor. Toplum ve sanat arasındaki köprünün daha güçlü olması gerektiğini düşündüğü bir zamanda yaşamak istiyor ve bu süreçte DEMODE’yi en iyi şekilde tanıtacağını düşünüyor. DEMODE’de sanatın birleştirici özelliğiyle size kurumsal olmayan ama etkili bir marka anlayışını sunmayı hedefliyor. Eylül Esmer İçerik Üreticisi Eskişehir’in çok yönlülüğü, sanata açık yapısı ve sokaklarını saran grafitilerle büyüyen Eylül, tasarım yolculuğuna bu kabullenici kültürel çevrenin etkisiyle adım attı. Hikayesine, küçük ama komün bir şehir olan Eskişehir’in sokaklarında başlaması, onun kelimelerle görsel bir bağ kurmasına neden oldu ve bu tutkuyu tipografiyle birleştirerek güçlü hikayeler anlatmaya yöneltti.Sokakların hisleri ve anıları barındırdığına dair inancı, onu bu sanat formuna derin bir şekilde bağladı. Eylül, kelimelerin taşıdığı güce inanıyor ve bu gücü görselleştirerek insana hislerini sorgulatan tasarımlar yaratmayı hedefliyor. Çalışmalarında modern ve geleneksel arasındaki ince çizgide dolanmaktan keyif alıyor ve kültürün zenginliğini araştırarak bu değerleri evrensel bir perspektifle yeniden yorumluyor. Günlük hayatın içinde saklı kalan, fark edilmeyecek kadar küçük izleri parlatmak, onun sanat pratiğinin temel taşlarından biri. Tipografi dışında kolaj, illüstrasyon ve farklı görsel sanat dallarında da çalışmalar yapan Eylül, farklı materyalleri ve teknikleri bir araya getirerek özgün bir disiplinlerarası dil yaratıyor. Her bir projesinde, zıtlıkların uyumundan beslenerek estetik ve anlam arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Müzik ve fotoğraflardan ilham alan Eylül, tasarımlarında kişilik, duygular, hisler ve insan üzerindeki etkilerini merkezine alarak, izleyiciyi derin bir düşünsel yolculuğa davet ediyor. Ona göre sanat, yalnızca bir ifade biçimi değil, aynı zamanda insanın kendi içinde gizli kalmış yaralarını sarmanın bir yolu. Tasarımlarında kullandığı bu çok yönlü yaklaşım, her projeye yeni bir hikaye ve derinlik katmayı amaçlıyor. Sanatın dönüştürücü gücünü, sadece bireysel ifadeyle sınırlı bırakmıyor; aynı zamanda izleyiciyi kendi duygularıyla ve anlam arayışlarıyla yüzleştiren bir araç olarak kullanıyor. Her yeni projede, izleyiciyi hem bireysel hem de kolektif hikayelerin bir parçası yapmayı hedefliyor. Ege Safi İçerik Üreticisi Ege, görsel bir düşünür olarak kendini en otantik biçimde ifade edebilmek için imgesel anlatılara başvuruyor. Ankara merkezli bir fotoğraf sanatçısı olan Ege, öncelikli olarak konsept çekimlere ilgi duyuyor. Fikirlerin zihnine hızlı ve esrarengiz dalgalar halinde geldiğini söylüyor. Bu nedenle, görüntülerin kendisini ondan daha iyi tanıdığına inanıyor. Bu, bir bakıma imgelerin, kişinin özüne en sadık ifade biçimi olduğunu ve hatta kişinin kendisine dürüst olabileceğinden bile daha gerçek olabileceklerini ortaya koyuyor. Ege’nin temel araştırma alanı insan arzusu ve ızdırabı. Yolculuğuna, kendisi üzerinde deneyler yaparak başlıyor. Acı ve neşe hissetmenin benzersiz yollarını kendi üzerinde inceleyerek insan olma halinin bütünselliğine ulaşmayı hedefliyor. Nihayetinde, bireyden yola çıkılarak gidilen her yolun insanlığın evrensel zeminine açılan kapılar olduğunu kendisine ve çevresine hatırlatmayı umuyor. Ege, şu anda Bilkent Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği okuyor. Ancak tutkusu, daha çok görsel sanatsal ifadeye, özellikle konsept fotoğrafçılığına yöneliyor. Sanatsal yolculuğunu, kurgu üretmeye duyduğu yoğun ilgiden dolayı film dünyasında da sürdürmek istiyor. Duru Kanımtürk İçerik Üreticisi Duru, Bilkent Üniversitesi Mimarlık Bölümünden yeni mezun olmuş, potansiyel bir mimar ve "sanatçı"dır. Organik formlu mimariye ve biomimikriye özel bir ilgi duymakla birlikte, asıl tutkusu çeşitli sanat dallarında kendini ifade etmektir. Yağlı boya, akrilik ve kil gibi medyumlarla çalışarak sapmış perspektifler kullanır ve hikayeleştirdiği sahneleri çalışmalarına yansıtır. Bazı kişiler tarafından "iğrenç ve rahatsız edici" olarak tanımlanabilen işleri, çirkinlikteki potansiyeli incelemeyi ve görünür kılmayı amaçlar. Aynı zamanda koyu bir doku istifçisidir. Küçüklüğünden beri çevresindeki dokuları fark eder, onları fotoğraflar ve fiziksel olarak biriktirir. Bu doku koleksiyonu, hem sanatsal üretiminde hem de mimari yaklaşımlarında ilham kaynağı olurken fotoğrafçılık pratiklerini geliştirmesine de katkı sağlar. Duru, modaya da büyük bir ilgi duyar. Maksimalist kombinlerine yakışacak kıyafetler tasarlayarak stilini ifade eder. Yaratım süreçlerinde cesur ve deneysel bir tutum benimseyen Duru, hem izleyiciyi hem de kendini duygusallığa ve sorgulamaya davet eder. Bahar Öztürk İçerik Üreticisi Bahar, kökleri mimarlık disiplinine dayanan multidisipliner bir sanatçı. Çalışmalarında, modern ve analog teknikleri bir arada kullanarak müzik, psikoloji ve mekan ile kimlik arasındaki sosyo-politik dinamikleri sorguluyor. Müzik bağımlılığının tehlikeli bir noktaya geldiği bir dönemde, şu an müziksiz hareket edebilmenin yollarını keşfetmeye çalışıyor. Underground müzik sahneleri, sanatının önemli bir ilham kaynağı. Bu sahnelerdeki özgün atmosfer ve sesler, sadece bir izleyici olarak değil, bir yaratıcılık aracı olarak da şekil veriyor. Sinemaya olan ilgisi ise odasından çıkmadığı çocukluk yaşlarında hayatı öğrenme aracı olarak başladı. Sanat pratiği; dışlanmışlık, direnç ve dayanışma gibi temalar üzerinden toplumsal yapıları ve gerçekliği sorguluyor. Fotoğraf, karışık medya ve metni bir arada kullandığı deneysel düzenlemeleriyle, hem bireysel hem de kolektif aidiyetin, özgürlüğün ve görünürlüğün nasıl şekillendiğini yeniden düşünmeye çağırıyor. Bahar, sanatın ve tasarımın gücünü kullanarak, bu yapıları ele almanın ve kendini bulmanın ve ifade etmenin çeşitli yollarını arıyor. Yaratıcı süreçlerinde, geleneksel ve çağdaş sınırlar arasındaki ince çizgiyi zorlayarak, hem içsel hem de toplumsal katmanlarda bir keşif yapmayı hedefliyor. Selin Öztürk İçerik Üreticisi Sanata olan ilgisi çocukluk yıllarında keman, bale ve resimle başlayan Selin, zamanla moda tasarımı ve çizgi romana yönelerek hikâye anlatıcılığına ilgi duymaya başladı. Erken yaşlarda sanatla iç içe olmanın, yeniliklere adapte olma gücünü geliştirdiğine inanıyor. Henüz kendini keşfetme aşamasında olsa da, en emin olduğu şey tiyatro ve müzikale olan tutkusu. Sahne ve prodüksiyon tasarımına büyük ilgi duyan Selin, mekânların anlatısal ve görsel etkilerini araştırarak film, tiyatro ve sahne prodüksiyonları için tasarım ve içerik üretmeye yönelmektedir. Sinematografiye duyduğu derin ilgi, kameranın anlatı gücünü keşfetmesini sağlarken, sanatın toplumu dönüştürebileceğine olan inancı projelerinde en büyük motivasyon kaynaklarından biri. Çalışmalarında hikâye anlatıcılığı, görsel sanatlar ve dijital teknolojileri bir araya getirerek izleyicilerle güçlü duygusal bağlar kurmayı seviyor. Zeynep Demirci İçerik Üreticisi Zey, ihtimallerle çalışan bir zihin. Mimarlık, tasarım, teknoloji ve deneyimlerin kesişim noktasında duran Zey, her şeyi yeniden keşfetmek yerine, var olanı yeni kompozisyonlarla bir araya getirmeyi tercih ediyor. Onun için yaratım süreci, yoktan var etmekten çok, birbirine dokunan parçaları sezgisel ve sistematik bir akışla birleştirmek. Bu yüzden, tasarım onun için yalnızca mekânları biçimlendirmek değil; hafızayı, hissi ve etkileşimi yeniden kurgulamak. Zey, disiplinlerarası düşünmenin kıyısında duruyor. Mimarlık, dijital sanat, etkileşim tasarımı, moda ve hatta pop müzik onun dünyasında birbirine karışıyor. Bir çizgi, bir renk paleti, bir algoritma ya da bir ritim… Her biri onun için yeni bir kompozisyonun başlangıcı. Sorular soruyor; cevaplarını bulmak için değil, soruların kendisini bir yöntem olarak görmek için. Onun merakı, yalnızca üretim sürecinde değil, kavramsal çerçevede de şekilleniyor. Mimarlık tarihi, kentsel dinamikler, dijital deneyimler ve bedenin mekânla kurduğu ilişki, onun sorguladığı ve deneyimlediği alanlardan bazıları. Fikirleri yalnızca düşünmekle kalmıyor; yazıyor, çiziyor, boyuyor ve 3D dünyalar inşa ediyor. Bütün bu birikimi, yalnızca bireysel bir keşif değil, aynı zamanda yeni bağlamlar yaratma çabası. Tasarım ve teknoloji arasındaki sınırları bulanıklaştırarak, farklı disiplinlerden gelen insanları ve fikirleri birleştirerek yeni olasılıklar ortaya koyuyor. Çünkü onun için asıl mesele, mevcut olanı en iyi versiyonuna dönüştürmek. Zey, tasarımın tek bir alana ait olmadığını, aksine sınırları aşan bir üretim biçimi olduğunu düşünüyor. Bu yüzden burada; çünkü ihtimaller, ancak bir araya geldiklerinde çoğalır. Selin Öztürk İçerik Üretici Sanata olan ilgisi çocukluk yıllarında keman, bale ve resimle başlayan Selin, zamanla moda tasarımı ve çizgi romana yönelerek hikâye anlatıcılığına ilgi duymaya başladı. Erken yaşlarda sanatla iç içe olmanın, yeniliklere adapte olma gücünü geliştirdiğine inanıyor. Henüz kendini keşfetme aşamasında olsa da, en emin olduğu şey tiyatro ve müzikale olan tutkusu. Sahne ve prodüksiyon tasarımına büyük ilgi duyan Selin, mekânların anlatısal ve görsel etkilerini araştırarak film, tiyatro ve sahne prodüksiyonları için tasarım ve içerik üretmeye yönelmektedir. Sinematografiye duyduğu derin ilgi, kameranın anlatı gücünü keşfetmesini sağlarken, sanatın toplumu dönüştürebileceğine olan inancı projelerinde en büyük motivasyon kaynaklarından biri. Çalışmalarında hikâye anlatıcılığı, görsel sanatlar ve dijital teknolojileri bir araya getirerek izleyicilerle güçlü duygusal bağlar kurmayı seviyor. Deniz Koçak İçerik Üreticisi Deniz, hislerini en iyi yazarak yaşayan ve içini dökmek için sanatı kullanan birisi. İzmir’de doğup büyüdü ama şu anda Hong Kong’da yaşıyor. City University of Hong Kong’da medya ve iletişim, ikinci ana dal olarak da uluslararası ilişkiler okuyor. Medyaya olan yoğun ilgisiyle beraber dünyada yaşananların farkında olmanın ve olanlar hakkında ses çıkarmanın önemini anlayan biri, bu sebeple de sanatına önemli bulduğu konuları katmayı amaçlıyor. Önceden yazdığı yazılar genellikle izlediği diziler ve filmlerle alakalı, bu tip içeriklerin daha büyük küresel sorunlarla olan bağlantılarını analiz etmek onun çok ilgisini çekiyor. DEMODE için yarattıklarının daha kişisel ve sanatsal içerikler olmasını istiyor, genelde deneme yazmaya alışkın olsa da artık minik “zine” gibi kitapçıklarda hem yazı yazıp hem de görseller kullanıp kendi hislerini en iyi şekilde anlatabilmeyi hedefliyor. Ona ilham veren şeyler hayatta yaşadıkları; yani genelde aşk, kaybedilen arkadaşlıklar, hayaller, büyüme sancıları, depresyon, yalnızlık, kimlik sorunları gibi herkesin ilişki kurabileceği ama konuşmaktan da bazen çekindiği konular. Yarattıklarında da ana hedefi kendi deneyimlerinin sansürsüz bir tasvirin göstererek onunla aynı hisleri paylaşan insanların yalnız olmadıklarını anlayabilmelerini sağlamak. DEMODE Takımı Deniz Koçak İçerik Üreticisi Deniz, hislerini en iyi yazarak yaşayan ve içini dökmek için sanatı kullanan birisi. İzmir’de doğup büyüdü ama şu anda Hong Kong’da yaşıyor. City University of Hong Kong’da medya ve iletişim, ikinci ana dal olarak da uluslararası ilişkiler okuyor. Medyaya olan yoğun ilgisiyle beraber dünyada yaşananların farkında olmanın ve olanlar hakkında ses çıkarmanın önemini anlayan biri, bu sebeple de sanatına önemli bulduğu konuları katmayı amaçlıyor. Önceden yazdığı yazılar genellikle izlediği diziler ve filmlerle alakalı, bu tip içeriklerin daha büyük küresel sorunlarla olan bağlantılarını analiz etmek onun çok ilgisini çekiyor. DEMODE için yarattıklarının daha kişisel ve sanatsal içerikler olmasını istiyor, genelde deneme yazmaya alışkın olsa da artık minik “zine” gibi kitapçıklarda hem yazı yazıp hem de görseller kullanıp kendi hislerini en iyi şekilde anlatabilmeyi hedefliyor. Ona ilham veren şeyler hayatta yaşadıkları; yani genelde aşk, kaybedilen arkadaşlıklar, hayaller, büyüme sancıları, depresyon, yalnızlık, kimlik sorunları gibi herkesin ilişki kurabileceği ama konuşmaktan da bazen çekindiği konular. Yarattıklarında da ana hedefi kendi deneyimlerinin sansürsüz bir tasvirin göstererek onunla aynı hisleri paylaşan insanların yalnız olmadıklarını anlayabilmelerini sağlamak. Zeynep Demirci İçerik Üreticisi Zey, ihtimallerle çalışan bir zihin. Mimarlık, tasarım, teknoloji ve deneyimlerin kesişim noktasında duran Zey, her şeyi yeniden keşfetmek yerine, var olanı yeni kompozisyonlarla bir araya getirmeyi tercih ediyor. Onun için yaratım süreci, yoktan var etmekten çok, birbirine dokunan parçaları sezgisel ve sistematik bir akışla birleştirmek. Bu yüzden, tasarım onun için yalnızca mekânları biçimlendirmek değil; hafızayı, hissi ve etkileşimi yeniden kurgulamak. Zey, disiplinlerarası düşünmenin kıyısında duruyor. Mimarlık, dijital sanat, etkileşim tasarımı, moda ve hatta pop müzik onun dünyasında birbirine karışıyor. Bir çizgi, bir renk paleti, bir algoritma ya da bir ritim… Her biri onun için yeni bir kompozisyonun başlangıcı. Sorular soruyor; cevaplarını bulmak için değil, soruların kendisini bir yöntem olarak görmek için. Onun merakı, yalnızca üretim sürecinde değil, kavramsal çerçevede de şekilleniyor. Mimarlık tarihi, kentsel dinamikler, dijital deneyimler ve bedenin mekânla kurduğu ilişki, onun sorguladığı ve deneyimlediği alanlardan bazıları. Fikirleri yalnızca düşünmekle kalmıyor; yazıyor, çiziyor, boyuyor ve 3D dünyalar inşa ediyor. Bütün bu birikimi, yalnızca bireysel bir keşif değil, aynı zamanda yeni bağlamlar yaratma çabası. Tasarım ve teknoloji arasındaki sınırları bulanıklaştırarak, farklı disiplinlerden gelen insanları ve fikirleri birleştirerek yeni olasılıklar ortaya koyuyor. Çünkü onun için asıl mesele, mevcut olanı en iyi versiyonuna dönüştürmek. Zey, tasarımın tek bir alana ait olmadığını, aksine sınırları aşan bir üretim biçimi olduğunu düşünüyor. Bu yüzden burada; çünkü ihtimaller, ancak bir araya geldiklerinde çoğalır. Aras Bayraktar İçerik Üreticisi Akışkan, titiz ve melodramatik. Aras’ı binlerce kelime arasından süzüp çıkarabileceğiniz üç ipucu belki, ama hiçbir zaman tamamı değil. Aslen klişe bir İstanbul, Kadıköylü olarak şu an ODTÜ, Ankara'da endüstriyel tasarım lisansı üzerine çalışıyor. Tipografi meraklısı, alternatif müzik bağımlısı ve kitap kurdu olan Aras, tasarımı, müziği, söz yazarlığını, fotoğrafı, videoyu, kolajı, çizimlerini harmanlıyor ve kendi niş dokunuşunu katıyor. Giydiği her parçada, yazdığı her kelimede, çizdiği her çizgide ve çaldığı her notada bir düşünülmüşlük gizli. Sanatı, müziği ve sözleri -onun gibi bir estet için- adeta diğer uzuvları gibi. Tasarımcı kimliğinden süzülen bir sanat anlayışıyla kuralların etrafında dönmeyi, farklı yöntemleri birbiriyle örtüştürmeyi ve farklı dünyaları bir kolajda toplamayı seviyor. Biçim ve tür kaygısı yok, kalıba koysanız da dökülüyor. Hayatındaki duygusal uçları, toplumdaki uyumsuz hissini kimi zaman piyano, gitar ve sesiyle; kimi zaman sivri ve akışkan formlarıyla tasarımlarında ifade ediyor. Çocukluğundan beri üretim onun gündelik bir refleksi; ancak artık bu üretimi izole alanlardan çıkarıp insanlarla, ilişkilerle ve genişleyen dünya perspektifiyle örmeye çalışıyor. Bu kolaj vari üretim biçimiyle bireysel sesini kolektif hikayeler olarak yankılatmak için geliyor.
- İletişim | DEMODE
Bize Ulaşın!! Ad Soyad* Email* Mesaj* Telefon Gönder Bize Ulaşın!! Ad Soyad* Email* Mesaj* Telefon Gönder Haber Bültenimize Abone Olun! Yeni içerikler, özel etkinlikler ve ‘Bu Hafta Ne Kaçırdın?’ özetleri doğrudan mail kutunda. İlk sen öğren, yaratıcı dünyaya bir adım önde katıl! Email* Evet, abone olmak istiyorum! Submit Haber Bültenimize Abone Olun! Yeni içerikler, özel etkinlikler ve ‘Bu Hafta Ne Kaçırdın?’ özetleri doğrudan mail kutunda. İlk sen öğren, yaratıcı dünyaya bir adım önde katıl! Email* Evet, abone olmak istiyorum! Submit
Forum Mesajları (3)
- Forum Kuralları !!!Genel içinde·26 Ekim 2024Demode Forum’a hoş geldin! Burası, yaratıcı fikirlerin özgürce paylaşıldığı, destekleyici bir topluluğun buluştuğu alan. Burada güzel bir ortam yaratmak için basit kurallarımız var: 1. Saygılı Ol - Sıfır Tolerans • Burada hakarete, küfüre ve nefret söylemine sıfır tolerans var. Bu tür bir davranışta bulunmak direkt olarak hesabının silinmesine yol açar. Senin de bu tür davranışlarla karşılaştığında bildirimde bulunman, güvenli bir alan oluşturmamıza yardımcı olur. • Yapıcı Geri Bildirim Ver: Herkes burada kendini ifade etmekte özgür. Tartışmalarda destekleyici, açık fikirli ve yapıcı bir dil kullanarak bu alanı daha güçlü kıl. 2. Özgün İçerik ve Konular • Reklam Değil, Yaratıcılık Öne Çıksın: Bu forum kendini tanıtmak ya da reklam yapmak için değil. Burası, yaratıcı düşüncelerin serbestçe paylaşıldığı bir topluluk alanı. Özgün içeriklerle katkıda bulun. • Kültürel, Sanatsal ve İlham Verici Konular: Sanat, tasarım, kültür, yaratıcı süreç ve ilham verici her şey burada konuşulabilir. Film önerileri, yaratıcı zorluklar veya projeler hakkında fikir alışverişinde bulunmak için doğru yerdesin. 3. Topluluğun Parçası Ol • Katkı Sağla, İlham Ver: Bu topluluk, senin gibi yaratıcı bireylerin katılımıyla güçleniyor. Projelerini, ilham kaynaklarını, yaratıcılığını burada paylaş. • Farklı Bakış Açılarına Açık Ol: Burada herkesin kendine özgü bir yaratıcı bakış açısı var. Diğer üyelerin perspektiflerine saygı duyarak tartışmalara katıl ve yeni şeyler öğrenmeye açık ol. 4. Gizlilik ve Telif Haklarına Dikkat Et • Kişisel Bilgilerini Korumada Duyarlı Ol: Güvenliğimiz için kişisel bilgileri paylaşmaktan kaçın. Kendi bilgilerini ve başkalarının güvenliğini önemse. • Telif Haklarına Saygı Göster: Paylaştığın içerikler kendine ait ya da paylaşma iznin olan içerikler olmalı. Başkalarının emeğine ve haklarına saygı, burada herkes için önemli. 5. Geri Bildirimlerle Büyüyelim Forum hepimizin katkısıyla gelişiyor. Kuralların, içeriklerin ya da genel forum deneyiminle ilgili bir önerin varsa, bunu bizimle paylaşmaktan çekinme. Geri bildirimlerinle bu alanı hep birlikte daha iyi hale getirebiliriz.2122
- Forum Kuralları !!!Genel içinde28 Ekim 2024cant wait !10
- Demode Forum’a Hoş Geldin!Genel içinde·26 Ekim 2024Selam! Demode Forum’a adım attın, ne güzel ki buradasın. Burası, yaratıcılığınla bir iz bırakabileceğin bir yer; kendi alanını bulmak, yeni ilhamlar keşfetmek ve birlikte bir şeyler yaratmak için buradayız. Yalnızca fikirlerinle değil, enerjinle de bu topluluğa katkı sağlıyorsun. Demode Forum, seninle tam. Forumun Anlamı Burası yaratıcı süreçteki yalnızlığı hafifletmek, birlikte düşünmek, büyümek ve gerçek konuşmalar yapmak için var. Reklamlar veya kişisel tanıtımlar için değil; burası, samimi bir şekilde konuştuğumuz, birbirimizi desteklediğimiz bir alan. Fikirlerinle gel, kendi bakış açını paylaş, ilhamını artır. Demode Forum, yaratıcı insanları buluşturan bir arka bahçe. Forumda Neler Döner? • Yaratıcı Süreçler Üzerine Sohbetler: Tıkanıklık, ilham eksikliği veya baskıyla başa çıkmanın yollarını arıyorsan buradayız. Belki senin yaşadıkların başkalarına ilham olur ya da başka biri bir anda senin yolunu açar. • Film, Müzik, Sanat ve Daha Fazlası: Etkilendiğin bir film, keşfettiğin yeni bir albüm ya da derin anlam bulduğun bir sanat eseri hakkında konuşmak mı istiyorsun? Burada yaratıcı zihinlerle kültürü, ilhamları ve her türlü sanatı tartışabilirsin. • Yayınlanan İçerikler Üzerine Düşünceler: Demode’de yayımlanan içerikler üzerine tartışmalar, yorumlar ve yeni bakış açıları. Belki bir yazıyı farklı bir gözle görmene neden olacak bir fikir buradadır. Katkın Değerli Demode Forum, burada olan herkesin katkısıyla var. Her yorum, her paylaşım, bu topluluğu bir adım ileriye taşıyor. Senin sesin, bakış açın ve enerjin buranın en değerli parçalarından biri. Bu yaratıcı yolculukta yalnız değiliz. Birlikte keşfet, paylaş, ve ilhamınla bu alanı kendine ait hisset. Kısacası, burada kendin ol. Burası, senin gibi bir yaratıcı ruhun buluşma noktası.2029